“Kozalar” Adlı Eserin Bireysel Psikoloji Bağlamında Analizi

·

Kozalar, üç kadının bir evde buluşup dış dünyadan uzakta bir şekilde yapmış oldukları sohbetin ve sonrasında başlarına gelen olayların aktarıldığı bir tiyatro eseridir. Eserde kadınlar “ördükleri koza” içerisinde sahip oldukları her şeyi koruma ve saklama amacı güderler. Hayatlarını adadıkları nesneler için her şeyden vazgeçmeyi göze alırlar. Eserde kadınların davranışları komplekslerle gelişmiş ve kendi davranışları üzerindeki özgür iradeyi yitirmişlerdir. Adalet Ağaoğlu’nun bu yapıtında, kadınların kendi davranışları üzerindeki inisiyatif sahibi olamama durumunun sebeplerinden birisi olarak ele alınan erkek egemen toplumun yapısının, toplum içerisinde kadının birey olma bilincinin gelişememesi üzerindeki etkisi, yazarın araçsallaştırdığı didaskalik metinler bireysel psikoloji bağlamında, nevrozlar özleinde incelenmiştir. Yazar bu temayı modern toplum bireyinin yaşam tarzından uzakta, günlük yaşamın perdesinden incelerken didaskaliden yararlanmıştır.

Bireysel psikolojinin en temel meselesi belli bir alandaki yenilginin başka bir alanda sağlanacak başarı ile dengelenmesi arzusudur. Sahip olduklarına atfettikleri önem ve ilgi eserdeki kadınların istedikleri yaşamı süremeyip toplum içerisinde birey olmaktan ziyade ontolojik tartışmalara sebep olacak bir figür ile sonuçlanır. Karakterlerin hiçbirine isim verilmemesi, bu kadınların toplumda kendileri için çizmiş oldukları yoldan gidebilen birer bireyden ziyade “tip” olarak bulunuşlarının altını çizmiştir. Yazar, didaskalik metnin imkanlarından yararlanarak, karakterleri “I. kadın” “II. kadın” “III. kadın” şeklinde adlandırmıştır. Bu adlandırma ile yazar, toplum baskısı nedeniyle kadınların kişiliklerinden vermiş oldukları tavizlerle birey bilinçlerini kaybetmesi noktasına parmak basmıştır. “(..II. VE III. KADINLAR konuk kadınlardır. Bir kanepede yan yana otururlar. I. KADIN ev sahibidir…)” (Ağaoğlu, 2020:2) Tiyatro metninin oyuncuları tanıtılırken kullanılan didaskali,  adlandırmanın temaya katkısını aktarmada kullanılan yönteme örnektir. Buna ek olarak, davranışlarının bilincinde olmadıkları okuyucuyu rahatsız edecek bir şekilde sunulmuştur. Kendilerine adeta bir görev olarak addettikleri sürekli münakaşada bulunma ve karşılık verme takıntısı bireysel psikoloji başlığı altında nevroz olarak adlandırılır. Kadınların iradelerini kısıtlayan onları mükemmel olmaya zorlayan toplum yargısından kaynaklanan bu bilinçsiz davranışlar nevrotiktir. Söz konusu nevrozların temelinde yatan trajikomik durumlar didaskalik metinler yoluyla okuyucuya sunulmuştur.

(Tam bu sırada dışardan büyük bir patlama duyulur…) … (…Fonda küçük çocuk çığlıkları. Hemen ardından çok kesin bir sessizlik…) … (Üç kadın oyunun başındaki yerlerinde, hiçbir şey olmamış gibi oturmakta, el işlerini yapmaktadırlar. Tek ayrım, üstlerinde, artık çok uzaklaşmış bir ufak tedirginlik) … (Ama kımıldamazlar. El İşlerini yaparken dışardan, önce çok uzaktan duyulan, sonra yavaş yavaş büyüyen ve bu sahnenin sonuna doğru büyük bir uğultu halini alacak olan ayak sesleri duyulur. Bu bir büyük patlayışın yaklaşışı gibidir.) (Ağaoğlu, 2020:12-13-14)

Oyun içerisinde ani bir şekilde dışarıdan gelen gürültülü ses ile oyuncular arasındaki monoton konuşma hararetli bir tartışmaya evrilir. Dışarıdan gelen sesler ile bir savaşın içinde olmalarına karşı umarsızlıkları onların şiddetli bir paniğe kapılmalarına engel olur. Kadınlar için önemli olan dış etkenlerin hayatlarına olan etkisinden ziyade ördükleri koza içerisinde bağlı olduklarıdır. Bulundukları eve girebilecek kimselerin soygun, taciz veya kendi sonlarını getirebilecek olası tehditler kadınlar için bir anlam ifade etmeyecektir, onlar yine topluma karşı vazifelerini yerine getirmekle görevli oldukları zannıyla kozlarındaki günlük yaşantılarına devam edeceklerdir. Kozadaki absürt atmosfer bireysel psikoloji bağlamında “zorlanım nevrozu”nun göstergesidir. Söz konusu atmosferin sahnede canlandırılması didaskalik metinler yoluyla sağlanır. Zorlanım nevrozu ile birey, yapmak zorunda olduklarını yapmıyorken yapmaması gerekenleri yapar. Aynı zamanda her nevroz, bir üstünlük duygusu kazanmak amacıyla kişinin kendisini aşağılık duygusundan kurtarmaya çalışmasıdır. Bu minvalde, kadınların aşağılık duygusundan kurtulmaya çalışırken elde ettiklerini düşündükleri statü de didaskalik metinler vasıtasıyla sunulmuştur. Kadınlar dinlemeyi değil cevap vermeyi amaç edinerek hararetli bir şekilde münakaşa ederler. Yazar bu durumu kadınların jest ve mimikleri aracılığıyla okuyucuya aktarır. Bu üstünlük münakaşasının betimlemesi eserde didaskalik metinlerle nevrozları çağrıştırmıştır, bu sayede yazar tekniğiyle temaya katkıda bulunmuştur.

Nevrozun bilinçdışı önermeleri incelendiğinde, ataerkil toplumlarda kadının sosyolojik, psikolojik ve cinsel statüsü itibari ile erkeğin statüsünden aşağı konumunda olduğu ve ancak erkekle ilişkisi bağlamında bir tanıma sahip olduğu görülür. Dolayısıyla eserdeki kadınların hayatlarında değer algısı erkek egemen toplumun tercihleri ile şekillenmiştir. Bu bağımlılık gözle görülür bir şekilde kadınların günlük yaşantılarındaki davranışlarını şekillendirir. Bağlı oldukları varlıklar yine kendileri tarafından önem verilmiş varlıklardır:

(Çantası sımsıkı bağrında, masanın yanına çökmüş ve hıçkırık tutmuştur.) … (Kürkünü kucaklamış, bir iskemlenin üstüne çıkmıştır.) … (Kürkü bırakmadan el çantasını almaya koşar.) (Ağaoğlu, 2020:14)

Sokak kapısının ötesinde gerçekleşen toplumsal meseleler, savaşlar, ölümler, işgaller… kozalarında sohbet eden kadınlar üzerindeki etkisi bağımlı oldukları şeyleri kaybetme korkusudur. Canlarının tehdit altında olduğu anda değer atfettikleri eşyaları korumaları da bir nevrozdur. Bir nevroz, insanı panik halinde refleks derecesinde kendi canından önce bağımlı olduklarının güvenliğini sağlamaya iter. Eserdeki kadınların bu refleksif davranışları, erkek egemen toplumlarda kadınların yönlendirilmiş değer algılarını göstermektedir. Eserde bahsi geçen olgunun dayanak noktası toplumun yozlaşan değer yargılarında maddenin ön plana çıkışı sunulmuştur. Yazar bu noktada, bir tiyatro metninin en temel unsurlarından olan didaskalik metindeki kurgusuyla tema ile okuyucu arasındaki köprüyü inşa etmiştir.

Sonuç olarak, Adalet Ağaoğlu’nun Kozalar adlı eserinde “kozalarına sığınmış” üç kadının başından geçenler oyunlaştırılarak kaleme alınmıştır. Eserde bireysel psikoloji teması başlık altında kurulu değerler üzerinden işlemiştir. Yazar kadınların nevrotik tepkileri aracılığıyla bir yandan ataerkil toplumu eleştirirken bir yandan da bu toplumsal yapıyı sorgulamadan kabul eden kadınların çaresizliğini gözler önüne serer. Ağaoğlu toplum baskısı ile şekillenmiş nevrotik davranışların kadın özelindeki olumsuz etkilerine dair eleştirisini erkek egemen toplumun kadın üzerindeki rolüne dayandırmıştır. Bu eleştirisini didaskalik metinlerle sunulan: jest ve mimiklerle işlemiştir.

Leave a comment