Hegelyanizm Bağlamında Italo Calvino’nun Varolmayan Şövalye Adlı Eserinin Analizi

·

Varolmayan Şövalye orta çağda geçmiş olan Agilulfo isimli şövalyenin hayat yolculuğunun bir kısmını konu almaktadır. Rambaldo Agilulfoya eser içeriside eşlik etmiş bir şövalyedir ve Gurdulu ise Agilulufon’nun seyisidir. Okuyucular Italo Calvino’nun Varolmayan Şövalye adlı eserinde, aynı dünyada yaşayan lakin dünyayı farklı şekillerde gören karakterlerle karşılaşmaktadır. Yazar eser içerisinde özbilinç temasını Agilulfo’nun biliç akışıyla okuyucuya aktarmıştır. Bu eserde karakterlerin ayırt edici özelliği onların dünyaya ve varlığa olan bakış açılarıdır, yine aynı karakterlerin kendilerine olan bakış açısına verdikleri cevap da eserin bütününde olağanüstü olaylar çerçevesinde okuyucuyu ontolojik tartışmalara perde aralamaktadır.

            Eserin protagonistliği görevini üstlenmiş olan Agilulfo soğuk bir zırhın içinde varolmadığı iddia edilen bir şövalyedir. Sahip olduğu san insanların ona karşı itaatini ve tutumunu da şekillendirmiştir. Agilulfo da çevresine karşı aynı şekilde tutumlarını şekillendirmiştir. İnsanların ihtiyacı olanı ve isteklerini yerine getirmeyi kendine görev addeder ve ne pahasına olursa olsun kararlarında kendi menfaatini düşünmez. Bir varlığa, bir bedene sahip insanlara zaman zaman imreniyor olsa da insan bedeninin acziyetinden tiksinmektedir. Sahip olduğu bilincini varolan bedenlere hizmet için geliştiren Agilulfo bu bilinci ile kendisine nazaran insanların çok daha fazla gerçeklik içinde yaşadığını görememektedir. İnsanlar ile kendisini ayıran temel ögenin kendisinin varolmaması olarak kendisine tanımlamaktadır. Oysa ki etrafında bulunan insanlar, ona aşık olanlar, ona hayranlık duyanlar Agilulfo’yu kendilerinden ayıran ögeleri çok daha net görebilmektedir. Agilulfo sahip olduğu rasyonel bilinci ile yaşanan olayları gerçekleriyle yorumlayı tercih eder, vereceği kararları pragmatik bir şekilde vermeyi kabul eder ; bunun yanında sahip olduğu varolmayışını rasyonel bir şekilde kendisine açıklama gereği duymadığı gibi ve bu durum onu rahatsız da etmez. Hikaye içerisinde Agilulfo’nun seyisi Gurdulu ve bir şövalye olan Rambaldo savaş sonrası ölüleri gömerken her biri ölüye farklı bir perspektiften bakardı. Gurdulu ölüyü içinde ruhun olmayışından dolayı küçümserken Agilulfo ölüyü sahip olduğu bedenden dolayı küçümser öte yandan ana kahramanımıza hayranlık duyan Rambaldo ölünün yerinde olmayı dilemektedir. Hikaye temelde bu üç bilinç üzerinde kurulmştur. Hegelyanizme göre nesnenin farkına varmanın farkına varmaya özbilinç denmektedir. Agilulfo ve Gurdulu’nun sahip olduğu bilinç özbilinçtir. Kendi varoluşlarının ya da varolmayışlarının bilincinde olmanın ötesinde bu varoluşun ya da varolmayışın getirdiği amaç ve sonuçlarının da bilincindedirler. Agilulfo’nun geceleri uyumaması, uyumak yerine talim yapması; kendisini kandırmaya çalışan bir kadına karşı arzularının üstesinden gelerek insanlara karşı görev olarak belirlemiş olduğu mutlu etmek vazifesini başarıyla yerine getirmesi örnek olarak verilir. Kendisinden beklenenin fazlasını yapmanın ötesinde kendi kararlarını vererek ortaya bir şeyler koymak özbilinç gerektirir, bu vazife ile yetinmeyip daha fazlasını yapmaktan ziyade yaptığının bilincinde olarak yapma anlamı taşımaktadır. Gözlemleri sayesinde dünyadaki konumlarını belirlemiş bu özbilinç sahipleri hikayeye yön vermektedirler.  Gözlemlemekten ziyade dünya içinde arzu ve emelleri peşinden at koşturmayı hedef belirleyenlerin eser içindeki aktiviteleri, ana karakterlerden uzakta gerçekleşmemiştir. Agilulfo’nun varolan bedende gördüğünü Gurdulu ruhu olmayan bedende görmüştür. Kendisini aciz varlıkların üzerinde görebilen bu iki figür kendi acziyetlerini kendilerinden sonuna kadar gizlemiş ve hayatı gerektiği gibi yaşamaya karar vermişlerdir. Agilulfo’nun ve Gurdulu’nun yaptıkları her ne kadar karşılaştırmaya müsait olmasalar da özbilinçleri sayesinde oluşturdukları kişilikleri ile dünyaya olan yaklaşımları onları pek çok noktada bir araya getirmektedir. Özbilici olmayan kimseler yalnızca gözle görülebilen ve inandıkları değerler doğrultusunda sorgulamaya gereksinim duymazlar, bu sorgulamayı yapmaksızın kabul ettikleri gerçekleri ve sevdikleri peşinden gitme faaliyetlerindeki insiyatifleri çok sınırlıdır bu sebeple asla özbilinçli karakterlerden uzaklaşamamaktadırlar. gereksinim de duymadan kabul ettikleri gerçekleri ve sevdikleri peşinden giderken asla özbilince sahip karakterlerden uzaklaşamamaktadırlar. Eser içerisinde özbilince sahip karakterlerin yanında yer alan Torrismondo’nun Gral Şövalyelerine hayranlık duymaktadır. Macerasının sonunda Gral Şövalyelerinin gerçek yüzünü gördüğünde her ne kadar düşündüklerini ve o düşündüklerine kattığı anlam gözlerinin önünde her ne kadar açık da olsa o bunları görmeyi reddetmiş ve sahip olduğu aynı bilinç ile hikaye içinde önem arzetmeyen bir konuma düşmüştür. Bir zamanlar kurtarmış olduğu köylüler ise sahip oldukları bu bilinci özbilince çevirmeyi başarabilmişlerdir.

İnsanların kendi kişiliğini kullanma ölçütüne ve insiyatfinin diğer yaşamlar üzerindeki etkisine göre belirlenen özbilinç Varolmayan Şövalye eserinde özbiliç akışı ve diyaloglar sayesinde okuyucuya aktarılmıştır.

Leave a comment