Metin Altıok’un “Göz” Adlı Şiirinde Gözün Doğu ve Batı Kültüründeki Konumu

·

Metin Altıok’un “Göz” adlı şiirinde göz organı üzerinden insanın sosyal etik anlayışı sebebiyle kendisine yakıştırmadığı fiillerin göz organına atfedildiği bir toplumun eleştirisi yapılmaktadır. Şiirde ironiden kişileştirmeden yararlanılarak fiziksel ve metafiziksel yorumlarıyla göz organı olarak işlenmiştir. Batı ve Doğu kültüründe gözün konumuna dikkat çekilerek gözün kültürlerdeki konumu resmedilmiştir.

Kalitatif ve kantitatif özelliklerin her zaman doğru orantı göstermemesi Doğu ve Batı kültüründe farklı yorumların geliştirilmesine ortam tanımıştır. Şairin ilk kıtada “dışı dönük” olarak tanımladığı göz, oldukça materyalist yaklaşımla kalitatif özellikleri göz ardı ederek kantitatif özellikleri yüceltmeyi eleştirmektedir. Açgözlülük olarak nitelendirilebilir bu durum, kişinin elinde bulundurduklarına karşı yaptığı bir saygısızlık ve etik anlayış çerçevesinde her iki kültürde de olumsuz olarak kabul edilmektedir: “Bir daldan bir orman çıkaran”. Doğu ve Batı kültürlerinde gözün konumu birbirinden farklıdır. Doğu’da insanı dış görünüşü üzerinden aldatarak yani kantitatif özelliğiyle insanı kötülüğe sürükleyen bir organ olarak konumlandırılmıştır. Bu durumu oldukça iyi açıklayacak “göz boyamak” ifadesi Doğu kültüründe gözün konumunu daha anlaşılabilir kılmaktadır. Batı kültüründe ise özellikle Erken Modern Dönem Avrupası’nda görüldüğü üzere geliştirilen bilimsel metodolojinin deney ve gözlem endeksli olması göz organını, aydınlanmanın vazgeçilmez bir aracı olarak kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır. Şair şiirdeki göz organını bir özne olarak kişileştirilmiş ve abartılmış fiillerle berber kullanmıştır. Şair doğrudan insanın kendisini ifade eden göz organı karşısında, kalitatif özellikleri kantitatif özellikler karşısında küçülterek ironik bir toplumsal eleştiri getirmiştir.

Şiirde işlenen bir diğer konu ise gözün bakımsız olmasıdır. Bakımsız olma durumu bireyin ekonomik ve fiziksel yetersizliklerin yanında psikolojik olarak kendisini iyi hissetmemesi sonucu temizliğine dikkat etmemesidir. Temizlik her ne kadar bireysel bir sorumluluk olsa da bakımsız olmanın sonuçları toplumu da olumsuz etkilemektedir. Şiirde özne haline getirilerek kişileştirilen gözün, sevgiyi çoğaltmaktan “çapak tuttuğu” belirmektedir: “Bak çapak tutmuş sevgiyi çoğaltmaktan”. Bakımsız olmanın göstergesi olarak “çapak tutmak” ifadesini, maddi ihtiyaçları karşılanamayan bir bireyin sorunu olmaktan ziyade depresif bir bireyin tutumu olarak okumak mümkündür. Nitekim gözde bulunan çapak göze en yakın olan kusur olmasına rağmen kişinin görüş alanında bulunmamaktadır. Bu sebeple gözde bulunan çapağın fark edilmesi için kişinin aynaya dikkatle bakıyor olması ya da kendisine yakın olan kimselerin uyarması gerekmektedir. Doğu felsefesi gözle görülenin sorgulanması gerektiğini ilke edinirken Batı felsefesinde gözün gördüğü mutlak doğru olarak kabul edilmektedir. Toplumda sevgiyi çoğaltan kimselerin genellikle çocuklar ve yaşlılar olduğu düşünülecek olursa yine aynı şekilde gözünde çapak olması beklenen kimseler de onlardır. Zira çocuklar ve yaşlılar toplumdaki yerleri itibari ile ne kadar sevgi gösteriyor olurlarsa olsunlar kendilerine gösterilen sevgi her zaman doygunluğa ulaşamamaktadır. Şiirde gözün göstermiş olduğu sevgiye rağmen gözün çapak tutması yine aynı şekilde kişinin kendisine gösterilen sevginin yetersiz kalmasının bir sonucudur. Şair, gözün bir organ olarak her ne kadar mutlu ve pembe bir dünya resmi çizdiğini belirtiyor olsa bile gözün en yakınındaki kusuru görme yetisine sahip olmamasıyla kişinin kendisine ait sorunları ironik bir üslup ile sorgulamaktadır.

Şahit olmak, bir duruma karşı tanıklık ederek fiziksel boyutta yaşanan bir sürece veya bir olaya karşı bilgi sahibi olmaktır. Batı felsefesinde, Doğu felsefesinden farklı olarak tanık olma durumu, bir gözlem niteliği taşımaktadır. Gözün fonksiyonları sayesinde görsel bir nesneyi ya da varlığı deneyimlemek olarak kabul edilen bu süreç, Doğu felsefesinde ise metafiziksel boyutun öncelenmesiyle organın fonksiyonundan önce, kimliğine dair bir sorgulama gerçekleştirilmektedir. Şair, şiirde göz organını kişileştirerek fantastik bir kimlik oluşturmaktadır: “Bir yas çıkarır ortaya yaşamasından”. Göz organının şahit olduklarına karşı iradesini kullanabileceğine değinen şair, Doğu felsefesinde görüldüğü üzere organa bir kimlik vererek özne haline getirmektedir. Buna ek olarak Batı felsefesindeki kullanımına uygun bir şekilde gözü “küflü kitap”a benzeterek gözü nesne olarak da yorumlamaktadır.

Metin Altıok, Göz adlı şiirinde göz Doğu ve Batı kültürlerinin dile olan yansımasını bir sentez halinde kullanmıştır. Göz imgesi özelinde gerçekleştirdiği sentezini sevmek-sevilmek, kalitatif-kantitatif ve özne-nesne çatışması üzerinden gerçekleştirmiştir. Şair eserinde yapmış olduğu yorumu kişileştirme ve ironi teknikleriyle desteklemiştir.

Leave a comment