Sait Faik Abasıyanık yazmış olduğu öykülerde cinsellik ve cinsiyete dikkat çeken yazarlardandır. Bu makalede Sait Faik Abasıyanık’ın Sinağrit Baba isimli öyküsünde geçen hemoerotik içerikler, skopofili kavramı; günümüz global meselesi olan LGBT+ topluluğundan veya LGBT+ topluluğunun haklarını savunanlara olan bakış açısı bağlamında incelenmiştir.
Freud’a göre en maskulen erkeklerin eşcinsel olduğu eski Yunan döneminde, erkekleri delikanlının erkeksi yanı değil, fiziksel olarak kadına benzemesi ve utangaçlık, saflık ve rehhberlik ihtiyacı gibi kadınsı olarak nitelendirilebilecek manevi özellikleri heyecanlandırmıştır. Freud, eski Yunan’da cinsel nesnenin her iki cinsin özelliklerini birleştirdiğini ve bir bakıma öznenin biseksüel doğasını yansıttığını iddia etmektedir. Sait Faik Abasıyanık’ın hikayelerinde de cinsellik asla ön plana çıkmaz. Yazmış olduğu hikayelerde erkek profilinin cinsel aktivitesi sevilen kişiyi seyretmek, ona sarılmak ve öpüşmekten ibarettir. Yani Sait Faik’in kaleme aldığı öykülerde Freud’un bahsetmiş olduğu cinsel amaca ulaşmak için gerekli olan hazırlayıcı eylemlerden öteye geçilmediği görülmektedir.[1] Bahsedilen bu erkek Sait Faik’in pek çok hikayesinde genç erkeklerden hoşlanan yaşlı adam profili ile okuyucu karşısına çıkmaktadır. Sait Faik’in hikayelerinde Freud’un görüşlerini destekler nitelikte genç erkek, andorjen bir görünüme sahiptir. Freud’a göre eşcinsellikte cinsel amacın yani cinsel ilişkide üreme organlarının birleşmesinin, sınırlandırılması durumu; heteroseksüellikte olduğundan daha yaygındır. Bu ise eşcinellikte salt duygu aktarımını amaç etmesine kadar varmaktadır. Sait Faik ise cinselliğin sınırlandırılmışlığından çokça bahsetmiştir.
Sait Faik’in metinlerinde çokça görülen bir diğer unsur ise seyretmektir. Sinağrit Baba’nın kayığa düştükten sonra balıkçıyı seyretmesi, mercanları seyretmesi, anlatıcının Sinağrit Baba’yı seyretmesini; Sait Faik’in kullanmış olduğu “seyretmek” kelimesi sadece homoerotik metinlerinde değil erotik metinlerinde de skopifiliye benzer bir anlama sahiptir.Freud skopofiliyi “seyretme hazzı” olarak açıklamıştır. Sait Faik’in ucunu okuyucuya açık bıraktığı noktalardan biri olan “seyretmek” fiilini, Freud’un tanımı altında incelemek en doğrusu olacaktır.
Sinağrit Baba adlı hikayede her ne kadar “baba, adam” gibi tabirler kullanılıyor olsa da hikaye bütününde cinsel bir belirsizliğin hakim olduğu görülmektedir. Kusurlu bulduğu tüm balıkçılarıdır ve bu balıkçıların hikaye içerisinde bir cinsiyeti vardır. Sinağrit Baba’nın mükemmel bir kimse bulamamaktaki kızgınlığı balıkçılara değil sanki o cinsiyete karşıdır. Sinağrit Baba farklı dünyaya sahip insanlardan kendini soyutlamış bir şekilde yaşamını sürdürüyor olsa da insanları yargılama konusunda geri kalmamıştır. İnsanlığı belki de sadece erkek olarak gören Sinağrit Baba’nın kusur bulma konusunda bu kadar rahat olmasına sebep olanlardan biri de balıkçılardan hiçbirinin Sinağrit Baba gibi kusursuz olmamasıdır. Sinağrit Baba’nın her ne kadar tek bir cinsiyete karşı yaptığı bu eleştiriler erkeğe yönelik olsa da Sait Faik erkeğin toplum içerisinde yer bulamamasına dikkat çekmiştir. Atıflar her ne kadar erkek cinsiyetine olsa da bu atıfları sadece erkek cinsiyetine değil tüm insanlığadır. Sait Faik hikayelerinde homoerotik konuları işlemesi geleceğe karşı bir yoruma sahip olduğunu göstermektedir.
Leave a comment